Oldum olası "DEVRİM" kelimesine gıcık olmuşumdur.
Oğluna kızına 'Devrim' ismi koyan anne ve babayı da oldum olası anlamamışımdır!
"UZUN" lafın kısası bu günkü yazımın konusu da maalesef Silivri ve Silivrispor...
Çeyrek asırı geçti, yarım asra yaklaştı Silivri'de ikamet ediyor olduğumdan aşağı yukarı bende kendimi Silivrili olarak görüyorum.
Her ne kadar bazıları bize "Yabancı" gözü ile baksa da biz kendimizi biliyoruz yani yüreğimiz Silivri ve Silivrispor için atıyor.
Memleketim Samsun ve doğduğum yer. Doyduğum yer ise Silivri olduğuna göre, ben nankör müyüm ki ekmeğini yendiğim ilçeyi dışlayım, "Dış kapının mandalı" olarak göreyim.
Neyse sadede geleyim!
Bir kaç gündür gündemi Silivrispor meşgul ediyor, aslında bir kaç gündür değil, bir kaç yıldır meşgul ediyor!
Yukarıda söylediğim gibi yarım asra yakın Silivrispor'u takip ediyorum, hem bir hemşeri ruhu ile hem de bir gazeteci olarak sıkı takipteyim...
Sporla aram yok, olmadığı içinde hiç bir bilgim, fikrimde olmuyor elbette!
Tek bildiğim az ve öz şöyle; ne zaman Silivrispor'un kulüp başkanlığı "Yedi göbek Silivrililer" dışında bir "Yabancıya" geçti, ilçe sporu büyük bir ivme kazandı, bulunduğu ligden bir üst lige çıktı ve bulunduğu ligin tozunu attırdı. İşte o zaman benim hemşericilik duygularım kabardı ve sporla alakadar oldum.
Silivrispor hep yabancılarla başarıyı yakaladı, şöyle ki;
Silivrispor'un yerlerde süründüğü bir gün, Saral İnşaatın sahiplerinden Mustafa Saral çıktı kulübe el verdi, para verdi. Silivrispor'u üçüncü lige çıkardı, işte o zaman Mustafa Saral hedef oldu.
Peki Silivri de bir takım odaklar mutlu oldu mu, asla olmadı. Hatta mutlu olmamakla kalmadılar, devamlı köstek oldular, sürekli dedikodu ürettiler. Sonuç Mustafa Saral kızdı, kulüp başkanlığını bıraktı. Takımda en üst sıralardan süratle alt sıralara doğru inişe geçti.
İhsan Atun ve ekibi kulübü borç batağında bıraktı. Kulübün parasını yediler demiyorum çaldılar da demiyorum ama beceremediler.
İşte böyle bitik bir kulübü Ümit Kalko aldı, önce maddi açıdan rahata kavuşturdu, düzene soktu, takım her maçı kazanır oldu, ligde üst sıraları zorlar oldu ve şer güçler yine sahaya indi.
Silivrispor stat da oynadı, şer odaklar kahvelerde, sokakta, caddede, dükkanda, yani bir takım dedikodu mekanlarında...
Hele birisi var ki işi daha da ileri götürdü, bölgeciliğe getirdi. Gerçi bir basın toplantısı düzenledi, özür diledi ama inandırıcı olmadı. Çünkü ağızdan ilk çıkan, yürekten gelenidir.
Öyle çok tepki aldı ki özür dilemek zorunda kaldı. Bu kardeşimiz CHP'li Belediye Meclis Üyesi ve bu kardeşimizin adı DEVRİM UZUN...
Silivri'de ki mantığı iyi bildiğim için Sayın Uzun ne derse desin, artık inandırıcılığı kalmamıştır.
"Özür dilemek erdemliliktir" deseniz de bana göre hiç bir geçerliliği yok.
Silivri'deki CHP mantığını Devrim Uzun dosdoğru dışa vurmuştur.
CHP Devrim Uzun'u partiden ihraç ederse ki etmeli de, çünkü bir daha Silivri halkı arasına nifak sokmamalı ve cesaret edememeli ama Özcan Işıklar bu duruma için için sevindiğinden ihraç mekanizması işlemez. Sadece bir kaç süslü lafla işi geçiştirir vesselam.
Bölgecilik yapan bu arkadaş, söylediği sözden dolayı ihraç edilseydi, gerçekten bir DEVRİM olurdu ve çok UZUN yıllar bir daha kimse kimseyi memleketinden dolayı, ırkından dininden mezhebinden dolayı dışlayamaz ve hakir göremezdi.
Sözün özü Ümit Kalko Silivri için, Silivrispor için bir kıymettir, bir değerdir ve tüm Silivri bu kıymetin değerini bilmelidir.
Saygılarımla...




