Yaklaşık iki sene oldu "akciğer kanseri" ile mücadele ediyorum. Bu iki sene içinde sağlık alanında öyle enteresan olaylarla karşılaştım ki, hepsi de ayrı ayrı "Karadeniz fıkrası" gibi…
Devleti yönetenler diyorlar ki, “Artık hiçbir hasta hastanelerde mağdur edilmeyecek ve hiçbir hasta hiçbir hastanede rehin kalmayacak…”
Önce bir hakkı teslim etmek lazım...
Türkiye genelindeki birçok sağlık kuruluşu yani hastaneler, 10 sene önceki “rezalet” durumlarından arındırılmış, tertemiz olmuş, buna hiçbir sözüm yok. Lakin içi seni yakıyor dışı beni misali “paran varsa” her hizmet hiç sorunsuz sunuluyor…
Başta kanserli hastalar olmak üzere devlet birçok hastalığın tedavisinin ücretsiz yapılacağını söylüyor ama, bu sözün neresinde özel hastaneler var işte orasını ben bilmiyorum.
***
Bana ilk teşhis, İstanbul Özel Beylikdüzü Kolan Hastanesi konuldu. Göğüs ağrısı ile gittiğim hastaneden “kansersin” denilerek çıktım. İkinci durağım, "kesin teşhis" ve tedavi sürecimin başladığı İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü…
Üçüncü evre akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte birçok ilaçların da kullanıldığı tedavi süreci resmen başlamış oldu.
Kemoterapi ile birlikte aynı anda radyoterapiyi de Özel Beylikdüzü Medicana Hastanesi'nde aldım. Çünkü Cerrahpaşa beni Medicana'ya sevk etti. Doktorlara "niye böyle yapıyorsunuz" diye soramıyorsunuz, teslimiyeti önce Allah'a sonra hekimlere yapıyorsunuz. Dert ağır derman ağır!
Önce bu bilinç yerleşiyor kafanıza…
***
Hani para alınmıyordu ya...
İstanbul başta olmak üzere Samsun ve İzmir’in birçok hastanelerine 10 binlerce lira paralar verdim. Sosyal güvencesi olandan devlet para almıyor. Doğru almıyor da, bir Pozitron Emisyon Tomografisi (PET) çekimi ya da ciddi bir Manyetik Rezonans Görüntüleme (EMAR) için en az 45 hatta 3 ay sonrasına gün veriyor.
Dedim ya, dert ağır! Sabırla bekleme şansın olmadığı için yöneliyorsunuz özel hastanelere…
Bazen 15 günde bir, bazen ayda bir, iki ayda bir, mecburi olarak EMAR ve bir takım filimler çektirmen gerekiyor, bir takım tahlilleri hiç aksatmadan yaptırman gerekiyor. Bunun yanında ilaçlarını düzenli kullanman gerekiyor, stresten sıkıntıdan da uzak durman gerekiyor…
***
İşte bu yazıyı yazma sebebim...
İstanbul Özel Beylikdüzü Medicana Hastanesi'ndeki doktoruma gittim. Muayene etti, sırtımdaki ağrıyı anlattım “Kemik Sintigrafisi, kemik emarı ve bir de PET çekmemiz lazım” dedi.
Bu özel hastanenin çok "paracı" olduğunu bildiğim için, devletimin şefkatli kollarına koştum. Yani devlet hastanesi olan Cerrahpaşa’ya gittim. Bir takım tahlillerim, filmlerim, emar çekimi ile pet çekimlerim olacak dedim.
Kaydımı yaptılar, defteri açtılar “İrfan Bey Eylül'ün 9'uzunun sabah 9'unda hiçbir şey yemeden, içmeden, aç gel” dediler.
Ben de 'şükürler olsun ki işim oluyor' diye sevinmiştim. Şaşkın bir vaziyette Eylül 9 mu? Dedim, “Evet en erken 9 Eylül'de var” dedi görevli arkadaş. Çok ısrar ettim ve 'ben grip değilim, kanserim. Dalga mı geçiyorsunuz' deyince görevli arkadaş "daha erkeni yok" dedi.
Medicana'daki doktorum hemen istiyor, Cerrahpaşa 3 ay sonrasına gün veriyor. Boynumu büktüm, geri geldim Özel Medicana Hastanesi'ne. Doktorumun istediği filmleri çektirdim. Hatta pet çekimim halen duruyor. Yaklaşık iki bin lira...
Şimdi anladım ki devleti yöneten büyüklerimiz doğru söylüyormuş. Para pul önemli değil. Gel kaydını yaptır, üç ay sonra yaşarsan yani ölmezsen gelirsin tedavin yapılır.




