Son yıllarda Ülkü Ocaklı gençlerin içinde bulunduğu faaliyetleri görünce, göğsüm kabarıyor ve Ülkü Ocaklı gençlerle birlikte kendimle de gurur duyuyorum.
Kendimle gurur duyuyorum çünkü karınca kararınca Ülkü Ocakları temelinde kısmen de olsa bir kürek harcım var.
Ülkü Ocağına ilk gidiş sebebimi bir kaç kere yazılarımda dile getirdim. 1976 yılında İzmir’e ilk gittiğimde Güzelyalı Mahallesi Esendere semt merkezinde bulunan bir camiye gittim.
Bir cuma vakti gittiğim cami ibadete kapatılmıştı. Caminin hemen karşısında bulunan o zaman ki dinsiz Ateist, Komünist gençler vatandaşın ibadet etmesini yasakladıkları gibi imama ezan bile okutmuyorlardı.
Özet geçiyorum dönemin İzmir Ülkü Ocakları Başkanına durumu anlattım ve o semtten kiraladığımız bir kaç evde gizlice toplandık. Bir cuma vakti yaklaşık yüz kişi ile aynı anda camiye gittik, cuma namazımızı kıldık.
Kılmakla da kalmadık, dönem ki şer odaklarını darma dağın ettik.
Detaya girmeden kısa bir özet geçtim.
İşte o günden sonra hiç şaşmadan sapmadan hep ülkücü kaldım.
Türkiye’de ilk “ÜLKÜ KÖY” bizim köyümüzde kuruldu. Ülkü Köy Ocak Başkanlığımızı da köyümüzden bir öğretmen abimiz yapıyordu.
1980 yılına kadar Ülkü Ocaklarında yer almış, görevler üstlenmiş kimler varsa 1980 ihtilaliyle birlikte topladılar, kimimiz işinden oldu, kimimiz cezaevlerine girdik, işkenceler vs. çileli yıllar başladı.
12 Eylül 1980 askeri darbesi ile ilgili hangi birisini yazayım ki buraya.
İsteyen aradı mı zaten buluyor, çünkü binlerce kitap yazıldı.
Şimdi bunları niye gündemime aldım?
Yukarıda belirttiğim gibi; Ülkü Ocaklı gençlerin, ülke, millet ve devlet için yaptıkları faaliyetleri görünce ve bire bir Onlarla yaşayınca hepsi ile gurur duydum.
İster sevin, ister sevmeyin, ister inanın, ister inanmayın ama bu ülkede yaşayan herkesin Ülkü Ocakları'na çok borcu var.
Ordusundan askerine, askerinden polisine, polisinden öğretmenine, öğretmeninden bankada ki, gümrükteki yani devletin her kademesindeki dürüst, namuslu memurun yolu mutlaka Ülkü Ocakları'ndan geçmiştir.
Elbette kötülerimiz de çıkmıştır, lakin istisnalar kaideyi bozmaz. Her kurum ve kuruluşta olduğu gibi Ülkü Ocakları'ndan da kötüler çıkmıştır ama inanın Ülkü Ocakları'nın bünyesi kötüyü hemen atar bağırsaklarından.
Kötüler Ülkü Ocakları'nda barınamaz ve barınamamıştır da...
1950’li yıllardan günümüze kadar siyasi yapıya bir bakın ve aklı selim analiz ediniz. Bu ülke ne zaman bir çıkmaza girdi ise, yani ülke iç ve dış mihraklarla ne zaman kavgaya tutuşmuşsa Ülkücüler cephede ön safta yerini almıştır.
15 Temmuz’da olduğu gibi...
15 Temmuz gecesi tam ihtilal saati, hatta ihtilal başlamadan Lider Devlet Bahçeli evinden partiye geldi ve tüm teşkilatlara yani Ülkücülere talimatı verdi; “Gerekirse direnin...”
MHP ve Ülkü Ocaklıları'nın direnci ile ihtilale yeltenen şerefsizlerin, umudu burada kırıldı.
***
Dediğim gibi bu ülke insanının her ferdi, bugün işinde gücünde aşında ise bunu önce Ülkücülere borçlu!
Velhasıl Sevgili okurlarım, içlerinde bulunmaktan ömrüm boyumca şeref duyduğum Ülkü Ocakları'nın sizden bir ricası var.
Önümüzde ki Kurban Bayramı'nda kiminiz kurbanınızı, kiminiz ise kurban derinizi Ülkü Ocakları'na bağışlayın.
Ülkü Ocakları'nın içinde gençler var ve bu gençlerin büyük bir bölümü eğitim görüyorlar. Bu öğrencilerin kimisi lisede, kimileri üniversitede!
Yukarıda sözünü ettiğim Ülkü Ocakları, nice yetime, nice fakir fukaraya öğrenciye burs veriyor. Biz de karınca kararınca, en azından böylece destek olmuş olalım. SAYGILARIMLA...




