Reklam
Reklam
Reklam
İrfan ERMİŞ

İrfan ERMİŞ


Yurt toprağı dışında ölenler şehit sayılmazmış!

16 Mart 2020 - 13:19

Son aylarda neyi konuşuyoruz; ‘Koronavirüs.’ 
Niye?
Çünkü insanlık için büyük bir tehlike!
Can alıyor; yani yaşlı, genç, kadın, çoluk çocuk demeden öldürüyor. 
Bu ölümlerin önüne geçmek için korona virüsüne karşı dünya devletleri topyekun savaş halinde. 
Şu ana kadar tüm dünyada yaklaşık 6 bin 600 kişi öldü ve bu ölümlerin artmaması için her devlet tüm imkanlarını kullanıyor ve bu mikrobu yok etmeye çalışıyor, tıpkı bizim terör unsurları ile savaştığımız gibi...

*

Türkiye kırk yılı aşkın terörle mücadele halinde... Sınırlarımız içinde vur vur bitmiyor ve devletimiz bu terörün inine girmeye karar verdi. Klasik tabirle sivrisinek bataklığını kurutur gibi terör unsurlarının eğitildiği, beslendiği bataklıkları kurutmaya kararlılıkla devam ettiği şu günlerde bir takım insanlar ve maalesef bu insanlar bizim kendi içimizde, devletin bu hamlesine muhalefet etmeye başladılar. “Bizim Suriye’de Libya’da ne işimiz var?” diyorlar. 
Bir Türk vatandaşı olarak ben bunu anlayabilmiş değilim ama ne yaparsın işte? 
Kimliğine baktığınızda Türk vatandaşı yazıyor lakin ne yazık ki ne Türk gibi yaşıyorlar ne de Türk gibi düşünüyorlar! 

*

Aslında sözü şuraya getirmek istiyorum. İstanbul Silivri’de faaliyet gösteren bir fabrika, yakınlarında cami ve mescit olmadığı için kendi bünyesinde bir mescit oluşturmuş. Amaç çalışanları ibadetlerini rahatça yapsın! 
Senelerdir var olan bu mescitte her cuma günü dışardan ‘Gönüllü’ bir hoca gelir, cemaate vaaz eder cuma namazını kıldırır gider. Bu gelen hocalarda genellikle, Fenerköy’de faaliyet gösteren kamuoyunda ‘Süleymancılar’ olarak bilinen yurttan gelir. 

*

28 Şubat 2020, mübarek Regaip Kandil gecesi İdlib’de 34 vatan evladını kahraman mehmetçiklerimizi şehit verdik ve onlarca da yaralımız yani gazilerimiz vardı. 
Tüm Türkiye’nin göz yaşı döktüğü bu günün ilk cumasında Silivri’deki bu fabrikanın mescidine cuma namazı kıldırmak için söz de bir hoca geliyor ve başlıyor vaaz etmeye...

*

Mescidi dolduran cemaate vaaz ederken sağdan soldan misaller kendince emsaller vere vere sözü getiriyor, 28 Şubat'ta verdiğimiz 34 cana ve “İdlib’de ölen askerler şehit sayılmaz” diyor. Bu söze ilk tepki fabrika sahibinden geliyor ve senin kıldırdığın namaz kabul olmaz diyerek mescidi terk ediyor. Sonra topyekun cemaat sözde hocaya tepki gösterince fabrikaya jandarma çağrılıyor, cemaatten bir çok kişi ile birlikte fabrika sahipleri de hocadan şikayetçi oluyorlar. 
Jandarma sözde hocayı alıyor savcının huzuruna çıkartıyor ve savcı da ifadesini alıyor; ‘tutuksuz yargılanmasını’ istiyor serbest bırakıyor. 

*

Fabrika müdürü ile görüştüm olayı doğruladı ve böyle bir olayın kendi fabrikalarında olmasından çok üzüntülü olduklarını belirterek konu adliyeye intikal etti, inşallah bu sözlerinin cezasını çeker diyerek fabrikanın ismini yapmamamı rica ederek görüşmemizi bitirdik. 

*

Fabrika müdürü ile görüştükten sonra Fenerköy’de faaliyet gösteren ‘Süleymancılar yurdu’ olarak bilinen yurdun müdürü Ertuğrul Bey’e telefonla ulaştım konu ve sözde hoca hakkında bilgi alayım diye ama Ertuğrul Bey “Benim hiç bir şeyden haberim yok” dedi telefonu yüzüme kapattı. 

*

Şimdi soruyorum Jandarma bu sözde hocayı niye aldı ve bu sözde hoca (İsmi bende saklı) sözlerinin arkasında olduğunu ısrarla söylemesine rağmen savcılık ya da çıkarıldığı mahkeme bu adamı niye saldı? 
“Kitap öyle yazıyor” diyen bu sözde hocaya kim ya da kimler destek çıkıyor? Çünkü anında avukatlar geliyor savunması yapılıyor yani avukatlar savunuyor ve bu sözde hocanın yine aynı yurtta halen görevde olduğu söyleniyor! 
Bu işin takipçisi olacağım inşallah. Bu yazıdan sonra Silivri Kaymakamlığının ve Silivri Müftülüğünün bir açıklaması olur diye düşünüyorum.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum