Mutlu Ural

Mutlu Ural


Ülkemizde sporda iç kaynak stratejisi

16 Mayıs 2021 - 16:06

Yönetimlerde kaynaklar iç ve dış kaynaklar olarak iki başlık altında toplanmaktadır. Özellikle insan kaynakları boyutunda bu başlıklar çok önemli bir yere sahiptir. Ancak insan kaynaklarının dışında bir takım finansal doğru hamlelerle üretim faktörlerine bile etki eden bu kaynak bilmecesi sporda çok önemli bir unsurdur. Yabancı literatüre baktığımızda insource(iç kaynak) ve outsource(dış kaynak) diye geçen bu kavram son yıllarda alan yazında da geçmektedir. Sporda kaynak bilmecesi, birçok alana ayrılmaktadır. Bunun başında idari kaynaklar mı?

Yoksa teknik kaynaklar mı?

Hangisinden bahsetmek istiyoruz. Başta bu başlıkla konuyu sınırlandırmak gereklidir. Bugün ben sizlere biraz teknik iç kaynaklardan bahsedeceğim. Sonra ki yazılarım da da iç kaynak temelinden yola çıkarak teknik dış kaynaklar nasıl yönetilir? Birkaç kelam da ondan bahsedeceğim.

Bir kulüp öncelikle iç kaynaklarına bakmalıdır. Kaynak deyince hemen aklımıza para geliyor. Ve yöneticiler bu parayı dışardan bir yerden bulma gayelerine düşmekteler. Dolayısıyla kulüp açısından emeksiz dış kaynak ya da dış borç alması gerekiyor. Bu da kulübün yönetilememesinin birinci nedenidir. Bizim seviyemiz neyse o olmamız lazım ilk önce… Kurum olarak birileri ya da bir topluluk istiyor diye öyle olamazsınız. Para, emek karşılığında alınan medeni bir semeredir. Her spor yöneticisi ve teknik adamın bu tanımı çok iyi bilmesi lazım. Fonksiyonel ve işlevsel bir emekten bahsediyoruz. O zaman ilk önce teknik iç kaynaklarımıza bakmamız gereklidir. Çünkü teknik iç kaynaklar kulübün yapabilirlik(fizibilite) düzeyini de etkilemektedir. Bu iç kaynağın en başında bilgi gelmektedir. Bilgimiz yoksa bizim iç kaynağımız yoktur. İç kaynağın olmadığı yerde dış kaynak nasıl oluyor? Yıllarca bu soruyu sormuşumdur. O zaman kulüpler kılı kırk yararak bilgiye nasıl ulaşırız bunun çalışmasını yapmalıdırlar. Kaldı ki, bu günümüzün alan yazınlarıyla 10 yıl öncesinin alan yazınının(ileri düzeyde) aynı olmadığı bir konjonktürde bu, çok önemlidir. Günümüzde artık her profesyonel kulübün(profesyonelim diyorsa) online kütüphane üyeliği ya da somut bir bilimsel alan kütüphanesinin bulunması gerekmektedir. Ekiplerinde bilimsel olarak bir heyet bulundurmalıdırlar(Sağlık, spor, sosyal, bilişim, iletişim bilimler uzmanından oluşan 10 kişilik heyet). Yine bu ekipler düzeyinde çalışabilecek alt ve üst yapı teknik heyet kadrosu bulundurmalıdırlar. İç kaynak dediğimizde aklımıza ilk gelecek süreç bilgi yönetimi ve ekibidir. Bu ekiplerin içerisinde uygulama, teori ve her ikisini de yapabilen her türlü kişi olmalıdır. Teorinin olmadığı yerde yenilikten bahsedilemez. Pilav gibi ısıtıp ısıtıp aynı şeyleri yersiniz. Aynı seyleri yapıp neden başarılı olamıyoruz bilmecesini çözmeye çalışırsınız. Bu ekipler sadece parayla olabilecek şeyler değil. Bugün size öyle kulüp örnekleri veririm ki, 20 yıl önce temelleri atıldı şu an da bu işlerle üretim gerçekleştiriyorlar.

Bilgi ve kalifikasyon bu işin birinci adımıdır. Diğer adım ise, bu bilgiye sahip olan personeli bu mevkilerde çalıştırmaktır. Günümüzde antrenörlük temel eğitim sistemine birkaç federasyon dahil olmamaya çalışıyor. Ayrıca bu sınavlar online yapılması doğru bir sınav şekli değil. Nasıl ki, merkezi sınav varsa o da merkezi sınavla gerekli önlemler alınarak yapılmalıdır. Bu örnekler ilk paragrafta anlattıklarımın hepsini çöpe atar niteliktedir. Federasyonlar şu an da resmen temeli bilip bilmediğini kontrol etmeden ve bilgi kapsamına bakmadan direkt antrenörlük belgesi verme derdine düşmüş durumda. Federasyonu eleştirmek bizim işimiz değil ama sporda ülkemizin gelişimi açısından düşündürücü. Bu sistemler bir ülkede tek bir elde o da Gençlik Spor Bakanlığının Spor Eğitim Daire Başkanlığı tarafından yönetilmesi gerekmektedir. Temel eğitim, bakanlığın ve üniversitelerin işidir. Kulüpler de bu konuda da yetkili ve bilgili olan kişileri göreve getirmelidirler. Hatta biz temel eğitimi geçtik destek eğitimlere gidiyoruz ve giden hocalarımız var. NSCA, EFWA gibi kurumların açmış olduğu kaliteli eğitimler bulunmaktadır. Sonrasında uygulama yapılabilecek bir alan yani tesise ihtiyaç vardır. Benim anlamadığım nokta şu; arkadaş bir sporcuya milyon liraları veriyorsunuz, bir tesis neden yapmıyorsunuz? İlk önce tesis… İlk önce dükkan dermiş dükkan sahibi. Evinden önce dükkanı alırmış. Yıllar önce duyduğum bir sözdür bu. Kulüplerimizde bu noktada tesisleşmeye önem vermesi gerekiyor. Tesislerin de doğru kullanılması gerekiyor. Maç sahası(kort, salon vb.) antrenman sahası olmaz. Bu sefer de tesis kaynağını doğru kullanmamış oluyorsunuz. Erken yıpranma oluyor. Amortismanı yönetemiyorsunuz. Örneğin, her bir ildeki yarışma alanlarıyla antrenman alanları farklıdır. Bu açıdan tesislerin düzenli bakımı da çok önemli. İlk önce sporcularımıza ve antrenörlerimize tesis bakımı hakkında bilgilendirme yapılması gerekmektedir. Yönetimlerde bu da bir ekonomikliktir. Tesisle birlikte diğer unsur ise, alt yapı gelişimidir. Alt yapıdaki antrenörler üst yapıdan daha önemlidir. Ancak ülkemizde hem maddi hem de manevi anlamda bu değer oluşturulmadığı için alt yapı stajyer antrenörlük olarak görülmektedir. Oysaki ülkemizde bu işe önem veren kulüplerde ve dış ülkelerde en deneyimli olanların ve psikomotor gelişim, beceri öğrenimi, modern öğretim ve stil, modelleri, düşünce yöntemleri konularında daha tecrübeli ekiplerin yer aldığı platformlardır oraları…

Bu oluşumu yaptığınızda sizin maddi iç kaynağınız oluştuğu gibi kendi kendini döndüren bir sistem oluşur. İç kaynak olmadan dış kaynak olmaz. Hele sporda çok zordur. Dünyada bile bu hata yapılıyor. Ama bu ciddi bir adaletsizlik olduğu gibi fair play ruhuna da aykırıdır. Dünya ve ülke servetlerinin doğru kullanılması açısından da sıkıntılıdır.
Bana göre teknik iç kaynak dendiğinde aklıma bu geliyor. Düşüncelerime katkı yapmak isteyenler ya da daha geniş perspektifle bakanlar mutlaka vardır. İlk aşamada bunlar düşünülmesi gerekmektedir. Maddi kaynaklardan önce düşünülmesi gereken birçok parametre var. Ayrıca üst liglerde mücadele edip bu parametrelere uymayan kulüp de bir hayli fazla… Federasyonlarımızın görevi yönetsel olarak bu düzeyi sağlamak ve bunlar arasında geçiş ve seviyeleri belirlemektir.

Sağlıklı, mutlu ve sporla dolu günler dilerim.
Esenlikle kalın…     
     

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum